Kader Motifi, Çekirdek İnanç ve Hislerimiz Nedir? Yaşamımızı Nasıl Etkilerler?

28.01.2021
Kader Motifi, Çekirdek İnanç ve Hislerimiz Nedir? Yaşamımızı Nasıl Etkilerler?

Kader motifimiz, kök/çekirdek inançlar/derin inançlar bizim çocukluğumuzda yaşadığımız ya da şahit olduğumuz olaylar doğrultusunda oluşturduğumuz inançlarımız ve bu deyimlerin bize hissettikleri çocukluğumuzda tanıdığımız hislerdir.

Son zamanlarda çok popüler olan Kırmızı Oda dizisini izliyorsanız “Kader Motifi” deyimini sık sık Doktor Hanım’dan duymuşsunuzdur. İşte Kader Motifi, bizim derin inanç ve çocukluk hislerimizdir. Çocukluğumuzda yeterli sevgi ve değer görmemişsek kendimizi kusurlu, değersiz ve sevilmeyi hak etmeyen biri gibi hisseder ve buna zamanla inanırız. Bu farkında olmadan geliştirdiğimiz bilinçaltı inancımızdır. Çoğumuz böyle inançlara sahip olduğumuzu bilmeyiz.

Bilinçaltı çekirdek inançlar bizim ileriki dönemlerde kader motifimize uygun seçimler yapmamıza neden olur, biz özgür irademizle bilinçli seçimler yaptığımızı düşünsek de aslında seçimlerimizi bilinçaltı inançlarımız doğrultusunda bilinçsizce yaparız. Kime âşık olacağımıza bile karar veren aslında bilinçaltı inançlarımızdır.

Kendimizi Değersiz Hissetmek

Kendini kusurlu, değersiz gören insanlar çoğu zaman kendilerini reddeden değersizleştiren onlara soğuk ve mesafeli davranan, bağlılıktan uzak kişilere çekim hissederler. Ya da kendileri derinden hissettikleri bu değersizlik hislerini maskelemek için etrafındaki insanları değersizleştiren, soğuk, eleştirisel kişilere dönüşürler veya kimse onların değersizlik ve kusurlarını kimse görmesin diye derin ilişkilerden, bağ kurmaktan hatta bir ilişki yaşamaktan kaçınırlar.

Bir çocuk için özellikle anne faktörü çok önemlidir. Baba faktörü kaynaklı sorunlar eğer anne faktörü olması gerektiği gibi ise daha az etkili olur. Ama anne faktörü daha derin ve iyileşmesi zor yaşam yaralarının oluşmasına neden olur. Ama her yara elbet bir gün biz de istersek iyileşir. Ama biz yaramızı kanatmaya devam eder bu acıdan gizli bir haz alırsak iyileşmez.

Kim yarasını kanatmaktan haz alır ki diye düşünmeyin aslında hepimiz içten içe yaralarımızı kanatıyoruz çünkü yaramızın kanamasına alıştık başka türlü bir deneyimin farkında değiliz, bilmiyoruz ve de daha önce deneyimlemediğimiz şeyler eğer bu mutluluk bile olsa bize tanıdık gelmiyor bizi korkutuyor bizim kimyamıza ait değil gibi duruyor bize kelimenin tam anlamıyla bu duygu bize yabancı gibi geliyor.

Diyelim ki siz bir kız çocuğusunuz, anne ve babanızın siz çocukken, babanızın annenizi aldatması nedeniyle ayrılması babanızın evden gitmesi sizde “terk edilmeye mahkûm” olduğunuza dair bir inanç geliştirmenize neden olabilir. Bu da ileride sizin farkında olmadan evliliğinizi sabote etmenize neden olabilir. Sizin terk edilmekle ilgili bir yaranız vardır ve ileriki yaşamınızda özellikle özel ilişkilere bu yaranın çerçevesinden bakmaya başlarsınız.

Düşünceleri Değiştirmek

Ortada hiçbir şey yokken eşinizin her an sizi aldatabileceğini düşünebilir hatta bunu bir takıntı haline getirebilirsiniz. Bu nedenle eşinizin izini sürebilir, sizi aldatıp aldatmadığına dair bir delil bulmaya çalışabilirsiniz. Eşinizin sizden biraz uzaklaşmasını, arkadaşlarına vakit ayırmasını, başka bir kadına bu normal bir iş arkadaşı da olsa size göre biraz yakınlık göstermesini, eve biraz gecikmesini büyük bir tehlike olarak algılayabilir hatta bu düşüncelerle kontrolünüzü kaybedebilir aşırı öfkelenip, aşırı tepkiler gösterebilirsiniz.

Çünkü çocukken bunu deneyimlemişsinizdir, babanız annenizi aldatmış ve size göre erkekler aldatır. İnsanlar çocukken edindikleri deneyimlere sıkı sıkıya sarılırlar farkında olmadan. Eğer siz çocukken ‘erkekler aldatır a inanmışsanız şimdi kendinize bunu kanıtlamaya çalışıyor olabilirsiniz. Tabi ki bunu bilinçli olarak yapmıyorsunuz ama içinizdeki inanç ve tutumları bilinçli bir şekilde gözlemleyip onları değiştirmezseniz onlar sizi çocukluk deneyimlerinize geri götürmeye çalışacaklardır.

Belki eşinizi seçme nedeniniz bile bu olabilir, birilerine âşık olma, onları sevme nedenimiz bile çoğu zaman bizim bilinçaltı inançlarımız/kader motiflerimizdir, bu seçimleri biz özgür irademizle yaptığımızı sanırız ama bizi yönlendiren bilinçaltımızdır. Çünkü bilinçaltı programları hep haklı çıkmak ister bu durumda da erkekler aldatır, ben terk edilmeye mahkumum inançlarını size kanıtlayacak eşlere çekim hissetmenize neden olabilir.

Ya da sadık bir erkekle evlenmişseniz bile farkında olmadan çocukluk yaralarınız ile aşırı, kontrolcü ve yapışkan tutumlarınızla eşinizi yıldırabilir ilişkinizi sabote edebilirsiniz. İşte çocukluğumuzda geliştirdiğimiz bu inançlar, bize tanıdık çocukluk hislerimiz, kader motiflerimiz bizim yaşamımız böyle alttan alttan sinsice kontrol eder.

Yaşanmış Bir Hikaye

Bu konu çok önemli olduğu için somut örneklerle detaylandırmaya devam istiyorum yaşanmış bir hikâye ile;

Yine bir kız çocuğu düşünün, otoritenin bencil bir baba olduğu bir evde büyümüş. Baba anneye ve çocuklara sürekli sözlü tacizde bulunmuş ve zaman zaman şiddet uygulamış.  Anne ise pasif ve çaresiz. Kız çocuğu annesini çaresiz gördüğü için ona üzmemek ve destek olmak için bir çocuktan beklenenin üzerinde sorumluluk yüklenir. Çünkü sağlıklı bir aile ortamında anne veya babayı düşünmek kollamak çocuğun değil anne babanın görevidir. Anne kendi yaşadıklarından dolayı haklı olarak kendi iç dünyasına odaklanıyor kızına yeteri kadar sevgi ve ilgi gösteremiyor. Aileden gerekli ilgi ve sevgiyi alamadan büyüyen çocuklar hep sevgiye ve ilgiye aç olarak büyürler hatta sevgiye ve ilgiye muhtaç çocuk tarafları büyüyemez hep çocuk kalır.

Kızın anneyi zayıf ve çaresiz görmesi onu üzmemek için elinizden geleni yapması zamanla gereğinden fazla fedakâr bir karakter geliştirmesine neden olmuş. Şimdi ise sevdiği insanlara karşı gereğinden fazla fedakâr davranıyor, sorun çıkarmamak, bencilce davranmamak adına hayır diyemiyor kendi gereksinim ve duygularını, kendi benliğini hiçe sayıyor. Çünkü ona göre kendi gereksinimlerine odaklanmak babası gibi bencil olmak ve babasının bencilliği altında ezilen çaresiz annesine karşı yapabileceği tek yardım ve onu mutlu etmenin tek yolu kendi hayatından isteklerinden fedakârlık edip mükemmel olmak sorun çıkarmamak, çünkü evde sorun çıkaran zaten bir baba var, bu küçük kız hata yapmayı bile kendinde hak görmemiş.

Şimdi yetişkin bir kadın ama erkeklerle sağlık bir ilişki kuramıyor, halen hata yapmaktan korkuyor ve tıpkı babasının çocukken onu hata yaptığında cezalandırdığı gibi kendini acımasızca cezalandırıyor. Etrafındaki insanlar onu bencil olarak algılamasın diye karşı maddi-manevi fedakarlıkta bulunuyor. Tıpkı çocukluğundaki gibi. Kendi hayatını yaşamıyor gibi hissediyor, gereğinden fazla fedakârlık gösteren insanlar bir süre sonra böyle hissetmeye başlarlar.

İşte bu nedenle çekirdek inançlarımız/kök inançlarımız ve çekirdek hislerimiz, nedir bunun farkına varmak çok önemli. Yoksa farklı zamanlarda, farklı kişilerle aynı inançları pekiştirmeye aynı acılara, aynı duygulara tutunmaya devam ederiz. Çocukluğumuzda yaşadığımız deneyimler sonucu bilinçaltımıza kodlanmış inançlar ve çocukluğumuzdan tanıdık gelen hisler bizim peşimizi bırakmaz ve biz görmezden geldikçe, farkında olmadıkça, her seferinde daha büyük bir acı ve sorun olarak karşımıza çıkarlar.

Bütünlük hissinin verdiği huzur ile kalın. Sevgiler

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.