Sponsorlu

 


Teknoloji Haberleri 

Patronların Kâr Hırsıyla Yetenek Açığı Savaşıyor: Ekonomi Büyürken, Maaşı Eriyen Çalışan Sorunsalı

Türkiye’de enflasyonla mücadelede odak noktasına yerleşen ‘çalışan’ kesim maaşlar ve maaş zamları uzun süre daha gündemde kalacak gibi görünüyor. Bir paradoks halinde çelişen çalışanların yükselen maaşlarından şikayet eden işverenler bir o kadar …

Patronların Kâr Hırsıyla Yetenek Açığı Savaşıyor: Ekonomi Büyürken, Maaşı Eriyen Çalışan Sorunsalı

Türkiye’de enflasyonla mücadelede odak noktasına yerleşen ‘çalışan’ kesim maaşlar ve maaş zamları uzun süre daha gündemde kalacak gibi görünüyor. Bir paradoks halinde çelişen çalışanların yükselen maaşlarından şikayet eden işverenler bir o kadar yüksek karlar açıklıyorlar. Diğer yandan da çalışan bulmakta yaşanan sorunlar da artıyor. Gelin, tüm bunların ekonomik büyümedeki yerine birlikte bakalım.

Türkiye’de son yıllarda hızlanan enflasyonla en çok eriyen kesim maaşlı çalışanlar yani sabit getirisi olanlar oldu.

Detaylara inildiğinde asgari ücretin artışı beyaz yaka maaşlarından yüksek kalırken, genele bakıldığında ise enflasyonun maaşları genel olarak alım gücü bazında erittiği gerçeği göze çarpıyor. 

Enflasyondaki artış hızının da yükselmesiyle maaşlar da daha hızlı yükselse de farklı sorunlar ortaya çıktı.

Endüstriyel Mutfak, Çamaşırhane, Servis ve İkram Ekipmanları Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TUSİD) Başkanı Bekir Topuz’un açıklamaları maaş yükselişlerinin işçi bulma sorununa çare olmadığını ortaya çıkardı.

Hürriyet’ten Emre Eser’e verdiği röportajda Topuz, mühendisten çok vasıfsız işçiye ihtiyaçlarının olduğunu söylerken, işçi ithalatını gündeme getirdi. Topuz, fabrikaların çoğunun eksik işçiyle üretim yaptığını yatırımların da bu yüzden yapılamadığını söyledi.

İşçi ithalatı ihtiyacı olduğunu söyleyen sektör temsilcisi, ‘Dikkatli davranırsak işçi ithalatı olumlu katkı yapar’ derken, Türkiye’de yaşayanların işçi ihtiyacını maalesef karşılayamadığını söyledi. 

‘Bize mühendis değil, vasıfsız işçi lazım’ diyen Topuz, arz talep dengesizliği nedeniyle mühendise 25 bin lira, işçiye ise 35 bin lira maaş verildiğini söyledi.

Diğer yandan da “yetenek açığı” sorunu büyüyor. Dünyada da bir sorun haline gelen yetenek açığının Türkiye’de de büyüdüğü gözden kaçmıyor.

Nitelikli işçileri çekmek isteyen ülkeler yarışa girerken, ‘İş çok, yetenekli insan az’ olarak görülüyor. 

Yetenek açığı her yıl artarken, sadece işverenlerin değil ülke ekonomilerinin de sorunu haline geliyor. 

BBC Türkçe’den Adnan Ağaç’ın haberine göre, Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Berlin Temsilcisi Alper Üçok, yeteneğin içeriğinin her geçen yıl değiştiğini söylerken, artık sadece mesleki eğitime sahip olmak ya da çıraklık eğitiminin bulunması’ yeterli değil.

Dünyada da sorun halinde görülen yetenek açığı, Avrupa Birliği’nin öncüsü Almanya’da da Japonya’nın sonra yüksek olarak görülüyor.

Almanya, bu alanda yasal düzenlemeler yaparken, mevcut standartları korumak için her yıl 400 bin kalifiye elemana ihtiyaç duyuluyor. 

Üçok da kalifiye işgücünü çeken ülkelerin ekonomilerini daha hızlı büyütebileceğini de vurguluyor. 

Türkiye’de nitelikli işçi konusunda, yetenek açığı ve yetişen yeteneklerin ülkede tutulması konusunda sorunlar yaşanıyor.

“Türkiye’nin ekonomik büyümesinde önündeki en önemli engellerden biri”

Alper Üçok, Türkiye’nin büyümesinin önündeki engellerden biri olarak dikkat çektiği yetenek açığını, sadece doktor, mühendis değil, teknisyen, şoför, inşaat ustası ya da sanayi çalışanı gibi birçok alanda olduğunu da ekliyor. 

Yatırım engeli olarak vurguladığı sorunu, ‘Fabrikada çalışacak, o fabrikada üretecek eleman bulamadığınız için fabrika, şirket büyüyemez’ diye de ekliyor.

Danışmalık firması Manpower’ın Yetenek Açığı Raporu’nda, dünya genelinde her 4 şirketten 3’ünün yetenek açığı yaşadığı ve bunun Türkiye’de de yüzde 76 oranında olduğu görülüyor.

ManpowerGroup Türkiye Genel Müdürü Feyza Narlı, günümüzde ‘dijital kasların güçlü olması gerektiği’, ‘insan-makine’ ilişkilerinin öne çıkarak diplomalar ‘tek başına yeterli kılmadığını’ vurguluyor.

Narlı, iyi bir cerrahın artık otomasyon da kullanabilmesi gerektiğini söylerken, ‘Yetenek Açığı Raporu’ verilerinde yüzde 77 oranındaki açığın 17 yılın zirvesi olduğunu belirtiyor.

Türkiye’nin yetenek açığı artmaya devam ederken, bu artış yatırımlara ve beyin göçüne de etki ediyor.

Türkiye’de yatırımların dijital ve sürdürülebilirlik temelli projelere dönüşmesi hedeflenirken, bu gelişmeler yetenek ihtiyacını artırıyor.

Uzaktan çalışma gibi kavramlar yetenek açığında sınırları ortadan kaldırırken, Türkiye gibi ülkelerde de mevcut açığı artırıyor.

Sektörel olarak yetenek açığında yüzde 78 ile taşımacılık, lojistik ve otomotiv sektörü başta gelirken, tüketim ürünleri ve hizmetleriyle sağlık ve yaşam bilimleri onu izliyor.

Tüm bu bilgiler ışığında son olarak da işveren-çalışan sorunlarının ekonomi temelinde ‘yeteneğe ne kadar yöneldiği’ kısmına bakalım.

Makroekonomi konusunda uzman ve çalışma ekonomisi alanında birçok çalışması bulunan Doç. Dr. Orhan Karaca, ilk başta bahsettiğimiz habere atıfla işverenin de gelişmediğine vurgu yapıyor.

Doç. Dr. Karaca, bu paylaşımın ardından alıntılayarak önemli başka bir değerlendirme daha yapıyor. 

‘Sermaye sahiplerinin teknoloji geliştirmek, istihdam yaratmak, ülkeyi kalkındırmak gibi ulvi amaçları yoktur. Tek amaçları vardır o da kâr etmek.’ diyerek Doç. Dr. Orhan Karaca, özellikle Türkiye’de kar amacının bilinen işlerle gerçekleştirilmek istendiğini ‘Çünkü yeni bir alana girmenin başarısız olmak ve sermayeyi kaybetmek gibi bir riski’ olduğuna dikkat çekiyor.

Sermaye sahiplerinin ya da burada işveren olarak bahsettiğimiz kesimin, “Riski göze alabilmeleri için bildikleri işte kâr edemez hale gelmeleri gerektiğini” söyleyen deneyimli ekonomist, “Her sektör eninde sonunda kâr edemez hale gelir ve sermaye sahipleri yeni alanlara yatırım yapmak zorunda kalır” diyor.

Doç. Dr. Karaca’nın değerlendirmesinde, çalışanları ilgilendiren asıl kısım da bundan sonra başlıyor:

Ekonomik gelişme sürecinde basamak basamak daha üst seviyede teknoloji kullanılan sektörlere geçilmesinin temel nedeni budur. Ücretleri baskılama, kayıt dışı çalışmaya göz yumma, işçi ithaline izin verme gibi yollarla kâr oranlarının korunmasını sağladığınız müddetçe bu süreç gecikecektir. Bu durumda belki ekonomi büyümeye devam edecek ama toplumsal refah artmayacak, sermaye sahipleri daha da zenginleşirken emekçiler fakirleşecek, gelir dağılımı bozulacaktır. Türkiye’de yaşanan budur.

Tabi bolca da yorum geliyor.

İşte o yorumlardan bazıları.

👇

👇

👇

👇

👇

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

tiktok izlenme hilesi - deneme bonusu - deneme bonusu - deneme bonusu - deneme bonusu veren siteler - deneme bonusu - Instagram takipçi satın al - finans platformu - güncel haberler - girişimci olmak dini sohbet sohbet islami sohbet muzik indir