Sponsorlu

 


Teknoloji Haberleri 

Türkiye Ekonomisinde Dışarıdan Görünen Riskler Artarken, İçeride Ekonomistler Neler Söylüyor?

Dünyada artan riskleri IMF ayrıca diğer ülke ekonomistleri anlatırken, Türkiye’nin sorunları dışardan da görülmeye devam ediyor. Bu sorunların …

Türkiye Ekonomisinde Dışarıdan Görünen Riskler Artarken, İçeride Ekonomistler Neler Söylüyor?

Dünyada artan riskleri IMF ayrıca diğer ülke ekonomistleri anlatırken, Türkiye’nin sorunları dışardan da görülmeye devam ediyor. Bu sorunların Fed gibi majör merkez bankalarının politikalarıyla derinleşmesinin yanında, iç dinamiklerimizi de Atilla Yeşilada, Fatih Özatay ayrıca Şeref Oğuz gibi deneyimli isimler yorumluyor. 

Merkez Bankası itibarından, enflasyonun düşmesi için yapılması gerekenlere, ekonomik verilerden, yoksullaşmaya; Türkiye ekonomisinde son durum iç açmıyor gibi ama siz yine de buyurun?

“FED’in faiz oranlarını artırması ayrıca yüksek bırakması Sri Lanka ayrıca Türkiye gibi sınırın eşiğindeki ekonomilere hasar verecek”

Reuters tarafınca yayımlanan bir analizde, gelişmekte olan ülkelerin ABD Merkez Bankası (FED)’in uzun süreli yüksek faiz politikasına karşı en kırılgan ekonomiler olduğu, S&P Global de Türkiye ayrıca Güney Afrika ile Arjantin’nin borç verme riski yüksek olarak görüldüğünü belirtti. 

BBC Türkçe’nin aktardığı analizde, Cornell Üniversitesi Ekonomi Bölümünden Eswar Prasad durumu şöyle açıklıyor: 

FED’in faiz oranlarını artırması ayrıca yüksek bırakması Sri Lanka ayrıca Türkiye gibi sınırın eşiğindeki ekonomilere hasar verecektir. İki ile üç yıllık bir vakit diliminde işler zorlaşacak. FED’in faizleri uzun süre yüksek tutacağı kesinleşirse baskılar hemen hissedilebilir.

Fed Başkanı Powell, 26 Ağustos’taki konuşmasında büyümeyi kısıtlamadan gerektiği kadar faiz artıracaklarını ayrıca oranların “bir süre daha” yüksek kalacağını söylemişti.

New York Üniversitesi’nden Profesör Peter Blair Henry, ‘FED için kriz zamanı’ başlıklı yorumunda, ‘Son 40 bu yılın güvenilirliği tehlikede, bu nedenle gelişmekte olan ülkelerde hasara yol açıp açmadığına bakılmadan ne olursa olsun enflasyonu düşüreceklerdir’ diyor. 

Gelişmekte olan ülkeler dolar cinsinden borçlanırken, Fed faizleri artırarak maliyetleri yükseltiyor. Gelişmekte olan ülkelerin risk primi de yükselince borç alması da güçleşiyor. Yüksek faizin ve dolardaki değer kazancıyla ithalat maliyetlerini yukarı çekerek enflasyonist baskıyı artıracağı düşünülüyor.

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başka Yardımcısı Gita Gopinath, merkez bankalarını enflasyon özelinde uyararak, hedef ulaşmak için kararlı davranmaları gerektiğini söyledi.

IMF baş ekonomisti Pierre-Olivier Gourinchas ise, sınırda olan ayrıca düşük gelirli ekonomilere yönelik şu tespiti yapıyor: 

Reel yatırım getirileri sorunlu ya da sorunluya yakın seviyelere yükseldi. Düşük gelirli ülkelerin yaklaşık yüzde 60’ı ayrıca gelişmekte olan ile sınırda olan 20 ülkenin sorunu bu ayrıca piyasalara erişimleri olsa da borçlanma koşulları kesinlikle çok kötü.

“Zaten çok yüksek düzeyde olan kur ayrıca risk daha da azıyor.”

TOBB Üniversitesi Öğretim Üyesi olan Merkez Bankası eski Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Fatih Özatay da ekonomiye dair Cumhuriyet’ten Şehriban Kılıç’a yaptığı değerlendirmelerde küreseldeki eksi reel faize değiniyor. Bu bağlamda Özatay, Merkez Bankası politikalarını şöyle yorumluyor: 

TCMB, bir puanlık faiz indiriminin kredi faizlerine yansıyacağını, o yolla da ekonomideki faaliyet hacmine olumlu katkıda bulunacağını düşünüyor. ‘Oldukça eğlendirici’ bir gerekçe. Şirketlerin ürettikleri malların fiyat değişimleri yani ÜFE yıllık %145, aylık ortalama yüzde 7,8 arttı. Ortalama ticari kredi faizleri de yıllık yüzde 30 seviyesinde Demek ki bir aylık kredi faizi yüzde 2,2 seviyesinde. Politika faizini bir puan indirince kredi faizi yüzde 29’a düşecek diyelim. Aylık maliyet de yüzde 2,1 olacak. Aradaki fark 0,1 puan değişecek. Kredi kullanmayı cazip hale getirmezken, döviz kurunu ayrıca riski sıçrattı.

“Düşük faiz-yüksek kur-yüksek risk-yüksek enflasyon-panik kararlar/düzenlemeler-krediye erişimde zorluk” döngüsü

Küresel ölçekte görülmemiş seviyede eksi reel faiz varken, kalkıp bir miktar daha faiz indirildi. Kuru düşürmek için kamu bütçesine saatli bomba tadında, kur korumalı mevduatı (KKM) eklendi. “Düşük faiz-yüksek kur-yüksek risk-yüksek enflasyon-panik kararlar/düzenlemeler-krediye erişimde zorluk” döngüsü sürüyor.

“Merkez bankalarının güvenirlik ya da itibarları basit yöntemlerle ölçülür.”

İlk akla gelen yöntem hedeflerin gerçekleşmesi ayrıca hedefler arasındaki farktır. TCMB’nin temel amacın fiyat istikrarını sağlamak, bu çerçevede de her yıl enflasyon hedefi açıklanır. Gerçekleşen tüketici enflasyonu yüzde 80, on iki ay sonrası için beklenen enflasyon yüzde 42, hedef ise yüzde 5!

Mevcut politikalarla, bu yıl yüzde 4-5 gibi bir büyüme olacağı görülüyor. Çeyrekten çeyreğe, 3. çeyrekte 2. çeyreğe kıyasla büyümenin durması, 4. çeyrekte de daralma öngörüyorum. Bu da işsizliğin önce sabit kalması sonra da yükselmesine yol açabilir. Dövizde ise kristal bir küre gerekiyor. Risk primi ayrıca yurtdışı borçlanma faizi, tefeci düzeyinde kalır ayrıca krediye erişim güçlüğü artar. 

“Türkiye’nin şu dönem en can yakıcı sorunu, artan yoksulluk ayrıca bunun temel nedeni de çok yüksek enflasyon.”

Enflasyonla mücadelede ‘koşullu’ olarak, seçim ekonomisi uygulanması halinde, kredi muslukları sonuna kadar açılacağından ayrıca asgari ücret başta olmak üzere, maaşlara enflasyonun üzerinde bir zam yapılması ile vergi politikasının da eklenmesiyle, kamu harcamalarında artışlar ayrıca bütçe açığında yükselme. Bu politikalar döviz kuruna ayrıca CDS’e baskı yapar, doğal olarak enflasyon yükselir. 

Türkiye’nin yoksulluk ardından gelen soruları da, yüksek risk, baskılanamayan yüksek döviz kuru, yüksek enflasyon, enflasyona karşı ezilen ücretler, enflasyonun çok altında politika faizi, kredi erişimi sorunu, kamu bütçesindeki patlamaya hazır saatli bombalar, para politikası itibarı, istatistiklerin itibarı, tutarsız panikle alınan kararlar.

“Bir meçhule doğru yol almayı sürdürüyoruz.”

Dünya Gazetesi’nde Şeref Oğuz, ekonomi modeline dair, temmuz sonu itibarıyla hedeflerin 20 katı uzağına savrulduğumuzu açıklarken, ortalamaları yakalayabilmek için bile eylem planı hazırlanması gerektiğini söyledi. 

Yılbaşından bu yana dış ticaret açığının yüzde 143 oranında arttığını, dolar kurunun 13,44 seviyesinden 18,19 seviyesine geldiğini, enflasyonun yüzde 48 seviyesinden yüzde 80 seviyesine ulaştığını hatırlatan Oğuz, geleneksel para politikasına dönüşün dahi bir adım olabileceğini söylerken, şöyle devam etti:

Heteredoks politikalarla ihracat, üretim, istihdam ayrıca büyüme artarken, cari fazla oluşacaktı. Tam tersi oldu ama ‘eklektik’ bu yolda bir meçhule doğru yol almayı sürdürüyoruz.

Hiper enflasyon olur mu? Sıcak para rahatlatır mı? Seçime ekonomik sorunların etkisi ne olur?

Ekonomist Atilla Yeşilada ise son dönemdeki durumu değerlendirirken, Mesele Ekonomi kanalı Youtube yayınında riskleri ayrıca fırsatları anlattı. 

Yeşilada, kış aylarına girerken yoksullaşmanın yaratacağı sosyal ayrıca toplumsal patlamalardan endişeli olduğunu vurgulayarak, hayat pahalılığı, enflasyon ayrıca enerji fiyatlarının öne çıkan sorunlar olduğunu söyledi. 

Dışarıdan gelecek sıcak paranın vatandaşı bir nebze rahatlatırken, ekonomideki sorunları çözmeyeceğini ayrıca seçim denkleminde Erdoğan’ın lehine olmayacağını belirtti. İşte Yeşilada’nın videosu?

Para da gelse, dolar da düşse Erdoğan kaybetti! & Seçim süreci karanlık | Atilla Yeşilada

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

tiktok izlenme hilesi deneme bonusu deneme bonusu deneme bonusu deneme bonusu veren siteler deneme bonusu