Site Aidatı 27 Bin TL’ye Yükselten İsyan
İsyanın dinamikleri, site aidatını 27 bin TL’ye yükselten olayları detaylı analizle keşfedin; etkileri, taraflar ve geleceğe dair ipuçlarıyla kapsamlı özet.
Elazığ’daki bir sitede aidatların 27 bin TL’ye yükselmesi üzerine sakinler harekete geçti ve meydan okuma niteliğinde bir eylem yaptılar. Yönetimin şeffaf olmadığını savunan mahalle sakinleri; “Aylık bu kadar fahiş bir ödeme yaptırılmasını reddettiğimiz için icra yoluyla tehdit edildik, avukatlar aracılığıyla bilgi almaya çalıştık ama sonuç alamadık” ifadelerini paylaştılar.
Site aidatlarının 27 bin TL’ye yükseltilmesi kararının, havuzdaki sızıntı ve üst katlar ile otopark alanındaki su sorunları nedeniyle alındığı iddia ediliyor. Yönetimin 30 milyon lira karşılığında epoksi kaplama ve peyzaj çalışması yapacağını öne sürerek bu tutarı üyelerden talep ettiği belirtiliyor.
Bir mahalle sakini olan Melih Yazıcı, konuyu şu sözlerle özetledi: “Epoksi kaplama ve peyzaj için yapılan harcamanın dört kişinin imzasıyla onaylandığı ancak sitenin çoğunluk görüşüne başvurulmadığı” iddiasında bulundu. Kat Malikleri Kanunu’na göre yüksek meblağlı harcamaların, sitenin asli olan durumunu değiştirmemesi şartıyla sitenin dörtte üç çoğunluğunun onayı gerektiğini hatırlattı. Yine de bu gerekliliklere riayet edilmediğini belirterek, aylık 27 bin lira gibi aşırı bir bedelin dayatılmasına karşı çıkıldı ve ödenmediği takdirde icra tehditlerinin sürdüğü ifade edildi.
Kanun çerçevesinde olağanüstü genel kurul çağrısının noter aracılığıyla 3’te 1 çoğunlukla yapılması için girişimlerde bulunulduğu, ancak sürenin dolmasına rağmen toplantı gerçekleştirilmediği ileri sürüldü. Söz konusu durum karşısında 27 Ekim Sulh Hukuk Mahkemesi’ne sürenin dolduğunu bildirmek ve konunun kayyum aracılığıyla ele alınmasını talep etmek üzere başvuruldu. Yaşanan mağduriyetin başka mülk sahiplerinin de benzer sıkıntılar yaşamaması adına seslendirilmesi hedeflendi.
Valilik ve belediye ile adalet teşkilatından beklenenler, bu hukuk tanımazlığa son vermek ve site sakinlerine gerekli yardımı sağlamak yönündeydi. Söz konusu gelişmeler, yönetimin hesap verebilirliğini ve toplu konut haklarının korunmasını ön plana çıkaran bir tartışmayı tetikledi.