Hepimizin Bir Dünyası Var!

Bu hafta yaşadığım bir deneyim üzerine iklim değişikliği meselesini irdelemek istiyorum. Kanımca her disiplinden fikir insanının üzerine kendi zaviyesinden durması gereken bir konu bu.  Bu fikre aracı olan da katıldığım bir etkinlikti. Çevre …

Hepimizin Bir Dünyası Var!

Bu hafta yaşadığım bir deneyim üzerine iklim değişikliği meselesini irdelemek istiyorum. Kanımca her disiplinden fikir insanının üzerine kendi zaviyesinden durması gereken bir konu bu.  Bu fikre aracı olan da katıldığım bir etkinlikti. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca ‘2053 Net Sıfır Emisyon’ ve ‘Yeşil Dönüşüm’ hedefleri doğrultusunda düzenlenen ÇEVREFEST’ten söz ediyorum. Çevre Konusunda ‘Hepimizin Bir Dünyası Var’ temasıyla 6 Haziran’da kapılarını açtı ve 9 Haziran’a kadar sürdü.  70 ayrı stantta ilham verici teknolojiler sergilendi, iklim tüneli gibi deneyimsel unsurlarla “mesele” görselleştirildi, üniversiteler ilham verici sunumlar yaptı. Zirve halkın konuya ilgisi açısından umut vericiydi.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki daha açılış konuşmasında konunun ciddiyetini vurgulayacak yıkıcı bir veri setyiyle girdi:

“Dünyamız çok boyutlu çevre tehditleriyle karşı karşıya. Dünya Bankası verilerine göre, insanların günlük 2,1 milyar ton katı atığı çevreye atıyor. Her yıl 8 milyon ton atık okyanuslara karışıyor. Birleşmiş Milletler (BM) Gıda Tarım Örgütü’nün verilerine göre de bir kısım insanlar açlıkla mücadele ederken, diğer insanların ise beğenmediği 1,3 milyar ton gıdayı dışarıya attığını görüyoruz.” Özhaseki, konuşmasının devamında, bazı ülkelerde temiz suya erişim sorunu yaşandığına, buna karşın bazı insanların suyu israf ettiğine dikkati çekerek ‘Bu tüketim çılgınlığı, dünyamızın daha doğrusu ortak evimizin bütün değerlerini ve dengesini bozuyor. Bu değerler bozulunca da bu dengeler karışınca da haliyle birçok felaket ardı arkasına geliyor. İşte dünyamız böylesine çok boyutlu çevre tehditleriyle karşı karşıya.’ diye konuştu. Geçmişte çevreyi korumanın çok daha kolay olduğunu belirten Özhaseki, Sanayi Devrimi ile üretimin ve tüketimin artmasının sonucu olarak çokça kirletilen çevreyle karşı karşıya kalındığını ifade etti. Mehmet Özhaseki, bu durumun çevrenin dengesini bozduğunu vurgulayarak, atmosfer sıcaklığının 1,1 derece arttığını, bilim adamlarının öngörülerine göre, bunun 2 dereceyi bulması halinde gıda krizi ve göç olaylarının yaşanacağını, 3 dereceyi bulması halinde ise dünyanın yaşanamaz bir hal alacağını kaydetti.

Zirvede ayrıca ilham verici paneller vardı.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcıları Fatma Varank, Refik Tuzcuoğlu ve Vedad Gürgen, panellere aktif katılımlar düzenledi. Bu kilit isimlerin ortaya koyduğu vizyon ve kararlılık çok etkileyiciydi. Festival süresince aktif olarak alanda idiler ve süreci sahiplendiklerini göstermek açısından bu çok değerliydi. İklim Değişikliği Başkanı Prof. Dr. Halil Hasar’ın sıra dışı söylemleri pek çok kişide konuya odaklanma açısından değer yarattı.  Okan Bayülgen, oyuncu Hakan Bilgin, oyuncu Kubilay Tuncer, oyuncu ve aktivist Ediz Hun, yazar ve oyuncu İpek Tuzcuoğlu, Prof.Dr. Burcu Özsoy, Doç. Dr. Selçuk Topal, gazeteci Güven İslamoğlu, yazar Selahattin Yusuf, Prof.Dr. Erol Göka, Çiğdem Karaaslan, Prof.Dr. Kemal Sayar ve Prof.Dr.  İskender Pala gibi isimler kendi bakış açılarını etkinliğe gelen yaklaşık 300 bin izleyici ile paylaştı. Gençler, teknoloji, yeşil firmalar, bürokrasi, bakanlık, akademisyenler, belediyeler… Hepsi heyecan doluydu. Çevre, sıfır atık ve yenilenebilir enerji projeleriyle öne çıkan 39 belediye, 13 özel sektör firması, 5 dernek, 9 üniversite ve bakanlıkların stantlarında bilgilendirmeler yaptı. Türkiye’nin her yerinden “sıfır atık”, “karbon ayak izi azaltımı”, “çevre”, “sünger şehirler”, “yağmur hasadı”, “çevre ve sanat” ve diğer konularda pek çok proje sergilendi.

“Zirve beni umutlandırdı.” dedim, zirvede doğaya felsefi bir bakışı olan bir ekosistem gördüm.

Bu hoş bir umuttu doğrusu. Ben de “zirve izlenimleri” adı altında zirvedeki çok önemli konuları size sunmak istedim. Bir raporlama mantığıyla gündemin zirveye katılmayan siz okuyucularımız tarafından özümsenmesini arzu ettim.

1. Gıda üretimi ve iklim değişikliği, tatlı su azalması, gıda güvenliği riskleri ve kırsal geçim kaynakları ve gelir yönetimi gibi konular konuşuldu.

2. Deniz ve kıyı ekosistemleri, biyolojik çeşitlilik ve ekosistem ile adil geçiş ve karbon fiyatlandırma meseleleri masaya yatırıldı.

3. İklim değişikliği ile mücadelesinde “yaratıcı” olmak ne demek konusu masaya yatırıldı, İklim değişikliğinde psikolojik faktörler ve İklim değişikliği, kentsel dayanıklılık kavramları irdelendi.

4. “Küresel ısınmanın sosyo-ekonomik ve ekolojik etkileri hakkında daha fazla anlayış kazanmak için hangi tür araştırmalara ihtiyaç duyuluyor ve bu araştırmaların finansmanı nasıl sağlanabilir?”, “İklim krizine uyum sağlama sürecinde toplumların ve politikacıların nasıl bir rol üstlenmesi gerekiyor ve bu süreçteki en önemli zorluklar nelerdir?” ve “Gelecekteki küresel ısınma senaryolarını değerlendirirken hangi faktörleri göz önünde bulunduruyorsunuz ve bu faktörlerin etkileşimleri nelerdir?” gibi sorulara cevap arandı. 

5. “Sıfır Atık: Geleceğe temiz bir miras bırakmak” başlığı altında atık dağları, kirlilik ve doğa meseleleri tartışıldı.  Son yıllarda, plastik ve diğer atıkların doğada birikmesinin ekosistemler üzerinde ciddi tehditler oluşturduğu konuşuldu. Denizlerdeki plastik kirliliğinin deniz canlılarının ölümüne ve deniz ekosistemlerinin bozulmasına yol açmakta olduğu vurgulandı.

6. Kompost yapımı ile organik atıkların değerlendirilmesi meselesi kapsamında organik atıkların kompost yapılması, evde kolayca yapılabilecek kompost uygulamaları konuşuldu.

7. “Karbon ayak izimizi azaltmalıyız” başlığı önemliydi. Günlük hayatımızda yaptığımız her faaliyetin karbon emisyonlarına katkıda bulunduğu, fosil yakıt tüketimi, ulaşım, ısınma ve elektrik kullanımı, karbon salınımının başlıca kaynakları olduğu meselesi açıldı. 

8. “İklim değişikliği, küresel soğuma ya da küresel ısınma” başlığı en başat konulardan biriydi. Anlamamız gerekir ki,  gezegenimizin ateşi yükseliyor! Ve deniz seviyeleri yükseliyor! Küresel ısınmanın en belirgin etkilerinden birinin de deniz seviyelerinin yükselmesi konusu olduğu ele alındı. Buzulların erimesi ve ısınan okyanus sularının genişlemesin kıyı bölgelerinde su baskınlarına ve erozyona neden olduğu ortaya konuldu.

9. “Ekstrem Hava Olayları” konuşuldu. Artan sıcaklıklar, kasırgalar, seller ve orman yangınları gibi doğal afetlerin sıklığı ve şiddeti ele alındı. Bu durumun hem insan yaşamı hem de ekosistemler üzerinde yarattığı tehdit irdelendi.

10. “Karbon kirliliği: Görünmez tehdit!” başlığı ile karbon salınımı ve dünyaya tehlikeleri ele alındı. Karbon emisyonlarının hava kalitesini düşürerek insan sağlığını olumsuz etkilediği ve iklim değişikliğine etkide bulunduğu rakamlarla irdelendi. Sanayi, ulaşım ve enerji üretiminde temiz teknolojilere geçişin karbon kirliliğini azaltmada nasıl önemli bir rol oynayacağı anlatıldı.

11. Benim çok ilgimi çeken “Sünger şehirler: Doğanın su yönetimi çözümü!” meselesi konuşuldu. Sünger şehirlerin yağmur suyunu depolayarak su baskınlarını ve kuraklığı önlediği, bu suyun şehir içinde çeşitli amaçlarla kullanılabildiği, bunun da su tasarrufu sağladığı tartışıldı. Doğal su döngüsünü destekleyen sünger şehirlerin doğal su döngüsü içinde yağmur suyunun yer altı sularına ulaşarak doğal su döngüsüne katkıda bulunduğu ve su kaynaklarını zenginleştirdiği aktarıldı.

12. Yine son yılların önemli kavramı, “kentsel ısı adası etkisini azaltma” prensibi tartışıldı. Yeşil alanlar ve su emici yüzeylerin şehirlerin daha serin kalmasını sağlayıp, bunun kentsel ısı adası etkisini azalttığı ve yaşam kalitesini artırdığı örneklerle anlatıldı.

13. “Permakültür ve sürdürülebilir tarım” uygulamaları tartışıldı.

Bu yöntemlerin doğal ekosistemlerin döngülerini taklit ederek sürdürülebilir gıda üretimi nasıl sağladığı anlatıldı. Doğanın tasarımlarını ve süreçlerini taklit ederek sürdürülebilir çözümler geliştirmeyi amaçlayan Biyomimikri uygulamaları ve bu yaklaşımın mühendislik, mimari ve endüstriyel tasarımda ne şekilde yenilikçi ve çevre dostu çözümler sunduğu anlatıldı.

14. Yaşam biçimleri tartışıldı. Sürdürülebilir yaşam biçimleri kapsamında doğayla uyumlu ve çevre dostu alışkanlıklar, sistem aklıyla enerji tasarrufu yapmak, geri dönüşümü desteklemek ve su kaynaklarını korumak gibi meseleler konu oldu. Biyofilik tasarım ve mimari kapsamında biyofilik tasarımın doğa ile insan arasındaki bağlantıyı güçlendiren mimari yaklaşımları ele alındı. Yeşil binalar, doğal ışık ve bitki örtüsü, biyofilik tasarımın örnekleri olarak sunuldu.

15. Su Kıtlığı ve Çözüm Önerileri tartışılan konular arasındaydı. Dünya genelinde su kaynakları giderek azalıp, su kıtlığının birçok bölgeyi etkilediği konuşuldu. Su tasarrufu sağlamak, su kaynaklarını verimli kullanmak ve su geri dönüşüm sistemlerini benimsemek, bu sorunun çözümünde önemli adımlar olarak ele alındı. Ekolojik su yönetimi kapsamında ekolojik su yönetimi, su kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir kullanımı için doğal çözümler önerildi. Doğal sulak alanların korunması ve yenilenmesi, ekolojik su yönetiminin örnekleri sunuldu.

Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio’nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.