Goygoy Ne Demek? Osmanlı’da Goygoyculuk Nasıl Yapılırdı?

Goygoy Ne Demek? Osmanlı’da Goygoyculuk Nasıl Yapılırdı?

Türkçemize yerleşmiş bir deyim var ‘Goygoy yapmak’. Hepimiz bir defada olsa kullanmışızdır ya da duymuşuzdur ‘Goygoycu’ kelimesini. Bulunduğumuz arkadaş ortamlarında mutlaka ‘-amma goygoy yaptın! -Sende iyi goygoycusun!’ dediğimiz birileri vardır. Ya bize karşı kullanılıyordur bu cümleler.

‘Goygoycu’ kelimesi bizim günlük hayatımızda sürekli şaka, dalga peşinde olan, her şeye çok konuşan gülen eğlenen kişilere karşı kullanılır. Ancak Türk Dil Kurumu’ndaki anlamlarını, hele de Osmanlı zamanındaki anlamını duyduğunuzda çok şaşıracaksınız.

TDK’nın sözlüğüne baktığımızda Goygoycu kelimesi şu şekillerde tanımlanıyor:

  • Muharrem ayında kapı kapı dolaşarak ve ilahiler okuyarak dilenen kimse, dilenci
  • Bilgisiz olarak, gereksiz yere çok konuşan kimse
  • Şakşakçı

Gördüğümüz üzere Goygoycu kelimesi sandığımızdan ve hatta günümüzde kullandığımızdan farklı bir anlama sahip. Fakat bu tanım biraz eksik. Goygoycu bir dilenci değil. Günümüzde dilenci deyince insanların duygularını sömüren, hilekar ve bu işi ticari olarak yapan kişilere deniyor. Peki nereden geliyor bu dilimize dolanan deyim?

Goygoy Ne Demek?

Osmanlı Dönemi İstanbul’una Dayanan Goygoy Hikayesi

Osmanlı’nın dilencileri kayıt altına alıp, onları korumaları durumu biraz farklılaştırıyor. Kanuni Sultan Süleylan, 22 yaşında ölen oğlu Şehzade Mehmet için Şehzade Cami’ni yaptırmış. Ve bu caminin içine tavhane olarak isimlendirilen besi yeri de inşa ettirmiş. Tavhane de ihtiyaç halindeki insanlara ve görme engellilere sabah akşam yemek verilirmiş, goygoycuları tavhane giydirir, başlarına sarık sarar ve her birine bir de omuz torbası verirmiş.  O dönemde goygoycular da bu tavhanelere bağlı olarak yaşamlarını sürdürüyorlarmış.

O zamanlar İstanbul’da birden çok dilenci grupları bulunuyormuş. Bunlardan biri bazı kaynaklarda verilen bilgilere göre Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasından sonra ortaya çıktığı söylenmesine rağmen, tam olarak ne zaman ortaya çıktığı bilinmeyen Goygoycularmış. Çoğunlukla Anadolu’dan gelen, Muharrem ayının ilk günlerinde ortaya çıkıp 7-8 kişilik gruplar halinde dolaşan ‘Hoygoycular’ olarak da bilinen grupmuş Goygoycular.  Dolaşırken evlerin önünde kendi aralarında halka oluşturup, Allah Allah nidaları sonrasında mersiyeler okurlarmış.

Okudukları mersiyelerle ev sahiplerinden yardım isteyen goygoycular oldukça özel giyinirlerdi. Ev sahipleri goygoyculara, nohut, fasulye, pirinç, buğday gibi erzak yardımında bulunurdu. Topladıkları erzakları günün sonunda tavhaneye götüren goygoycular, bu erzakların bir kısmıyla aşure yaparlarmış. Kalanı ise satılarak goygoyculara harçlık olarak verilirmiş. Yapılan aşureyi hem yer hem de dağıtırlardı. Muharrem ayı hicri takvimin ilk ayıdır. Bu ayın onuncu gününe kadar devam eden bu tür dilencilik sadece eski İstanbul’a has bir adetti.

1909’da II. Meşrutiyet’in ilanı ile goygoycuların sokak da ilahi söyleyerek dilenmeleri yasaklandı. Şimdilerde görme engelli insanların sokaklarda şarkı söyleyerek para toplaması da Osmanlı’dan günümüze gelen bir gelenek gibi.

Gördüğümüz üzere günlük yaşamda sık sık kullandığımız goygoy yapmak deyimi oldukça eskiye dayanıyor ve günümüz goygoycuları ise geçmiştekilerden çok farklı.

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Sponsorlu Bağlantılar: SMM Panel - Canlı maç izle - Taraftarium24 - Justin tv izle - takipçi satın al - tanıtım yazısı - antalya haber - cialis - sosyalhane.com